Ana Sayfa/Çalışma Alanları/İmar Hukuku
04 / 07

İmar Hukuku

İmar hukuku, bir taşınmazın hangi amaçla ve hangi yapılaşma koşullarıyla kullanılabileceğini; planlama, parselasyon, ruhsat ve yapılaşmaya ilişkin idari işlemleri kapsamaktadır. Özellikle enerji, sanayi ve gayrimenkul yatırımlarında imar planları, yer seçimi, ruhsat süreçleri ve bunlardan doğan uyuşmazlıklar üzerinde çalışmaktayız.

Kapsam
Bilgi Bankası

Planlama ve yatırımın kurulması

  • Yatırım yapmak istediğimiz arazi mevcut imar planında projemize uygun değil; plan değişikliği yapılabilir mi?

    Bir taşınmazın mevcut plandaki kullanım kararının değiştirilmesi talep edilebilir; ancak plan değişikliği malik açısından kazanılmış bir hak değildir. Kararı, planı yapmaya ve onaylamaya yetkili idare vermektedir. Değişikliğin planın ana kararlarını ve bütünlüğünü bozmaması, kamu yararına dayanması ve teknik, nesnel gerekçelerle açıklanabilmesi gerekir. Yalnız yatırımcının taşınmazı başka bir amaçla kullanmak istemesi plan değişikliği için tek başına yeterli değildir.

    Planlar arasında da bir kademe bulunmaktadır. Uygulama imar planı nazım imar planına, nazım plan da yürürlükteki üst ölçekli plan kararlarına uygun olmak zorundadır. Bu nedenle yatırımın önündeki engel üst ölçekli plandan kaynaklanıyorsa yalnız alt ölçekli planı değiştirmek sonuç vermez; değişikliğin önce ilgili üst plan düzeyinde kurulması gerekir.

    Onaylanan planlar bir ay süreyle askıya çıkarılmakta ve bu süre içinde idareye itiraz edilebilmektedir. İtiraz, planın mutlaka değiştirileceği anlamına gelmez; idarenin plan kararını yeniden değerlendirmesini sağlar.

  • Enerji veya sanayi tesisi kuracağımız alanın imar planı ve mevcut kullanım kararı yatırıma uygun değilse süreç nasıl ilerler?

    Enerji ve sanayi yatırımlarında imar süreci her zaman belediyenin yürüttüğü genel plan değişikliği yolundan ilerlememektedir. Önlisans veya üretim lisansı bulunan rüzgâr ve güneş enerjisi santrallerinde imar ve parselasyon planlarının onayı ile yapı ruhsatı, yapı kullanma izni ve işyeri açma ruhsatı işlemleri, 24 Temmuz 2026 tarihli Rüzgâr ve Güneş Enerjisine Dayalı Elektrik Üretim Tesislerinin İmar ve Ruhsat İşlemlerine İlişkin Yönetmelik uyarınca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından da yürütülebilmektedir. Bu düzenleme belediyenin, büyükşehir belediyesinin ve il özel idaresinin yetkisini ortadan kaldırmaz; Bakanlık bu işlemler bakımından ek bir başvuru mercii olarak işlev görmekte, hangi mercie başvurulacağını yatırımcı belirlemektedir.

    Seçimin bir sonucu vardır: Bakanlıktan yapı kullanma izin belgesi alınabilmesi için yapı ruhsatının da Bakanlıkça düzenlenmiş olması gerekir. Rejim lisanssız üretim tesislerini kapsamaz; onlarda genel imar ve ruhsat düzeni işlemeye devam eder. Organize sanayi bölgeleri ile endüstri bölgelerinde ise yer seçimi, planlama ve ruhsat yetkileri kendi özel mevzuatındaki idarelerce kullanılmaktadır. İmar planlarının mekânsal strateji ve çevre düzeni planları gibi üst ölçekli planlara uygun olması da aranmakta, üst ölçekli planda değişiklik gerekiyorsa bu değişiklik ilgili idaresince onaylanmadan Bakanlık imar planını onaylayamamaktadır.

    Her enerji tesisi için imar planı zorunluluğu bulunduğu da söylenemez. Denizlerin, baraj göllerinin, suni ve tabii göllerin yenilenebilir enerji kaynak alanı ilan edilen bölümlerinde imar planı yapılmaksızın santral kurulmasına imkân tanınmıştır. Bu istisna dar tutulmuştur: içme ve kullanma suyu sağlanan rezervuarlar, sulak alanlar ile kıyı ve sahil şeridi kapsam dışında bırakılmıştır.

    Kamu yararı kararı da imar planının yerine geçen genel bir izin değildir. Kamulaştırma ve bazı arazi kullanım izinlerinde yatırımın kamu yararı niteliğinin kurulmasına hizmet etmekte; imar, tarım, orman veya başka özel alan rejimlerinin ayrıca tamamlanması gerekmektedir. Dolayısıyla izlenecek yol, tesisin türü kadar kurulacağı alanın hukuki statüsüne göre değişir.

Plan ve parselasyonun taşınmaza etkisi

  • İmar planı değişti ve taşınmazımızın kullanım biçimi veya yapılaşma hakkı kısıtlandı; bu değişikliğe karşı ne yapabiliriz?

    İmar planının taşınmazın kullanım biçimini veya yapılaşma hakkını değiştirmesi hâlinde iki ayrı yol bulunmaktadır. Plan bir ay süreyle askıda kalırken idareye itiraz edilebilir; ayrıca planın iptali için idari yargıda dava açılabilir. Askı süresinde yapılan itiraz dava hakkının yerine geçmez, ancak dava süresinin hesabını etkiler. İtiraz reddedildiğinde veya idarenin otuz gün içinde cevap vermemesi üzerine zımnen reddedilmiş sayıldığında dava süresi buna göre işlemektedir. Genel dava açma süresi idare mahkemelerinde altmış gündür.

    İmar planları düzenleyici işlem niteliğindedir. Plan askıdan çıktıktan sonra süresinde doğrudan dava açılabileceği gibi, daha sonra bu plana dayanılarak ruhsat, parselasyon veya başka bir bireysel işlem tesis edildiğinde hem uygulama işlemi hem de dayanağı olan plan dava konusu edilebilir. Böylece ilk ilan döneminde dava açılmamış olması, planın uygulanması aşamasında yargısal denetim dışında kalacağı anlamına gelmez.

    Taşınmazın planda yol, park, okul veya başka bir kamu hizmetine ayrılması ve buna rağmen uzun süre kamulaştırılmaması ise ayrı bir uyuşmazlık doğurmaktadır. Bunun sonuçları imar planının hukuka uygunluğundan çok mülkiyet hakkı ve kamulaştırma rejimi içinde ortaya çıktığından Kamulaştırma Hukuku başlığı altında ele alınmaktadır.

  • Parselasyon işlemiyle taşınmazımız küçüldü, yeri değişti veya farklı bir parsel verildi; buna itiraz edebilir miyiz?

    Parselasyon işleminde idare, maliklerin rızasını almadan taşınmazları birleştirebilir, yeniden ada ve parsellere ayırabilir; bu işlem sonucunda taşınmazın sınırı, yeri ve paylılık yapısı değişmektedir. Düzenleme nedeniyle oluşan değer artışı karşılığında yol, park, eğitim ve sağlık alanları gibi umumi ve kamu hizmetleri için düzenleme ortaklık payı kesilir. Bu kesinti bedelsizdir ve taşınmazın düzenlemeden önceki yüzölçümünün yüzde kırk beşini geçemez.

    Daha önce kesinti yapılmış bir taşınmazdan yeniden pay alınması sınırlı bir imkândır. Yeni plan kararlarıyla yapılaşma koşullarında ve nüfusta artış olması ve uygulama sonucunda oluşan değerin öncekinden az olmaması aranır; toplam kesinti yine yüzde kırk beş sınırına tabidir. Taşınmaz üzerinde ruhsatlı yapı bulunuyorsa ilave pay aynen kesilmek yerine bedele dönüştürülmektedir.

    Kesintiden sonra kalan hakkın nereden verildiği de işlemin hukuka uygunluğunun parçasıdır. Dağıtımda malike mümkün olduğu ölçüde eski taşınmazının bulunduğu yerden veya yakınından imar parseli verilmesi esastır; eski parselin kamu alanında kalması ya da teknik ve hukuki zorunluluk bulunması hâlinde başka yerden tahsis yapılabilir. Parselasyon planı bir ay süreyle askıya çıkarılır ve bu ilan maliklere tebliğ edilmiş sayılmaktadır; idari yargıda genel dava açma süresi altmış gündür. Parselasyon yalnız genel bir plan kararı olmadığından, malik kendi taşınmazına ilişkin uygulamayı ayrıca dava konusu edebilir.

Ruhsat, yapı ve yaptırım süreci

  • İmar planı mahkeme kararıyla iptal edilirse ruhsatımız ve yapılmış olan yapı ne olur?

    İmar planının mahkeme tarafından iptal edilmesi, planı geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırmaktadır. Bu plana dayanılarak verilen yapı ruhsatı da dayandığı plan kararını kaybeder. İnşaatın başlamış, önemli ölçüde ilerlemiş veya tamamlanmış olması bu sonucu kendiliğinden değiştirmez; idarenin ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre işlem tesis etmesi ve mahkeme kararının gereğini yerine getirmesi zorunludur.

    Bunun sonucu her dosyada doğrudan yıkım değildir. İdare yeni bir plan yapabilir ve yapı yeni planla hukuka uygun hâle gelebilir; bunun mümkün olmaması hâlinde ruhsatın iptali, yapının durdurulması ve imar mevzuatındaki diğer sonuçlar gündeme gelir. Ruhsata güvenerek yapılan yapı bakımından yerleşik yargı çizgisi, hukuka aykırı plana dayanan ruhsattan kazanılmış hak doğmadığı yönündedir; inşaatın ilerlemiş veya tamamlanmış olması tek başına bu sonucu değiştirmez.

    Malikin ruhsata güvenerek yatırım yapmış olması yapıyı tek başına hukuka uygun hâle getirmez. Buna karşılık ruhsatın alındığı tarihteki planın durumu, malikin iptal sebebini bilip bilmediği, inşaatın hangi aşamaya ulaştığı, idarenin işlemindeki kusur ve planın neden iptal edildiği; zararın idareden istenip istenemeyeceği değerlendirmesinde önem kazanır. Bu zararlar bakımından iptal davasından ayrı olarak idarenin tazmin sorumluluğu gündeme gelir; tazminat istenebilmesi için yıkımın fiilen gerçekleşmiş olması da beklenmez.

  • Yapı ruhsatımız iptal edildi veya yapı kullanma izni alamıyoruz; bu durum yatırımın devamını nasıl etkiler?

    Yapı ruhsatının kendi hukuka aykırılığı nedeniyle iptal edilmesi, devam eden inşaatın hukuki dayanağını ortadan kaldırır. Ruhsat bulunmadan devam edilen bölüm ruhsatsız yapı rejimine girer ve inşaat durdurulabilir. Ruhsatın ayrıca bir geçerlilik süresi vardır: ruhsat tarihinden itibaren iki yıl içinde yapıya başlanmazsa veya başlama süresiyle birlikte beş yıl içinde tamamlanmazsa ruhsat hükümsüz hâle gelir ve devam edebilmek için yeniden ruhsat alınması gerekir.

    Yapı tamamlanmış olsa bile yapı kullanma izni ayrı bir aşamadır. İzin, yapının ruhsat ve eklerine uygun tamamlandığının ve kullanılmasında teknik sakınca bulunmadığının tespiti üzerine verilmektedir. Yapı kullanma izni alınmayan yapı kural olarak kullanılamaz ve elektrik, su, kanalizasyon hizmetlerinden yararlanamaz. Kat mülkiyetine geçişte de bu belge temel belgelerden biridir. Ticari veya sanayi tesisinde aynı eksiklik, yapı fiziksel olarak bitmiş olsa dahi işletmeye geçişin önünde ayrı bir hukuki engel oluşturur.

    Ruhsat iptali ile yapı kullanma izninin verilmemesi aynı işlem değildir. İlkinde mevcut inşaat ruhsatının hukuki varlığı ortadan kalkarken, ikincisinde tamamlanan yapının ruhsata ve projeye uygun kullanıma hazır olup olmadığı tartışılmaktadır. Bu nedenle yatırımın hangi aşamada durduğu, ruhsatın neden iptal edildiği veya kullanım izninin hangi eksiklik nedeniyle verilmediği ortaya çıkacak sonucu değiştirmektedir.

  • Yapımızın ruhsatsız veya ruhsata aykırı olduğu gerekçesiyle inşaat durduruldu, yıkım kararı veya para cezası verildi; hangi yollar kullanılabilir?

    Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı tespit edildiğinde idare önce mevcut inşaat seviyesini yapı tatil tutanağıyla belirler, yapıyı mühürler ve inşaatı durdurur. Yapı sahibi, mühürleme tarihinden itibaren en çok bir ay içinde yapıyı ruhsata uygun hâle getirerek veya hukuken mümkünse ruhsat alarak mührün kaldırılmasını isteyebilir. Aykırılık giderilmezse ruhsat iptal edilir; ruhsatsız veya ruhsata aykırı bölüm hakkında yıkım kararı alınır ve yıkım masrafı yapı sahibinden tahsil edilmektedir.

    Yapı tatil tutanağı, yıkım kararı ve imar para cezası aynı olaydan doğsa da ayrı idari işlemlerdir. Her birinin dayanağı ve hukuka uygunluk şartı ayrıca incelenir; birinin dava konusu edilmesi diğerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yıkım kararının dava devam ederken uygulanması yapıda geri dönülmesi güç sonuç doğuracağından, iptal davasıyla birlikte yürütmenin durdurulması talebi bu aşamada ayrı önem taşımaktadır.

    İmar para cezasının muhatabı da yalnız tapudaki malik değildir. Kanun, somut aykırılığa göre yapı sahibi, yapı müteahhidi ve aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen fenni mesul bakımından ayrı sorumluluk öngörmektedir. Yapının maliki, inşaatı fiilen yapan müteahhit ve teknik sorumluluğu üstlenen kişi aynı kişi değilse cezanın kime ve hangi fiil nedeniyle verildiği ayrıca belirlenir.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir olaya ilişkin hukuki görüş değildir. Son güncelleme: Eylül 2026.

İlgili Yayınlar
İletişim