Ana Sayfa/Çalışma Alanları/İdare Hukuku
06 / 07

İdare Hukuku

İdare hukuku, kamu kurumlarının işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğunu ve bunlara karşı kullanılabilecek idari ve yargısal yolları düzenlemektedir. İdari işlemlerin iptali, yürütmenin durdurulması, idareye başvuru, dava süreleri ve idarenin sebep olduğu zararların tazmini başta olmak üzere idari yargı süreçlerinde çalışmaktayız.

Kapsam
Bilgi Bankası

Dava açmadan önce

  • İdareye yaptığımız başvuruya cevap verilmedi; ne zaman dava açabiliriz ve beklemeye devam edersek hakkımızı kaybeder miyiz?

    İdareden yeni bir işlem veya eylem yapılması istenmiş ve başvuruya otuz gün içinde cevap verilmemişse talep zımnen reddedilmiş sayılmaktadır. Dava açma süresi bu otuz günlük sürenin sonunda işlemeye başlar. Bu süre 2021 yılında yapılan değişiklikle altmış günden otuz güne indirilmiştir.

    İdarenin otuz gün içinde verdiği cevap kesin değilse, başvuran bu cevabı ret sayabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebilir; bu bekleme sırasında dava süresi işlemez, ancak bekleme başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. İdare zımni ret oluştuktan sonra cevap verirse bu geç cevap da tamamen sonuçsuz değildir: dava açılmamış veya önceki dava süreden reddedilmişse, cevabın tebliğinden itibaren yeniden altmış günlük dava imkânı doğmaktadır.

    Bu nedenle idarenin sessiz kalması, dosyanın beklemede olduğu anlamına gelmez. Hukuken belirli bir tarihte ret sonucu doğar ve o tarihten sonra beklemek dava süresinin fiilen tüketilmesi anlamına gelir.

  • İdari işleme doğrudan dava açmak ile önce idareye başvurmak arasında ne fark var; başvuru dava süresini durdurur mu?

    Hakkında zaten bir idari işlem bulunan kişi, dava açmadan önce işlemin kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesi için üst makama; üst makam yoksa işlemi yapan makama başvurabilir. Bu başvuru dava açma süresi içinde yapılırsa, işlemeye başlamış olan dava süresini durdurur; baştan yeni bir süre yaratmaz.

    İdare başvuruyu reddeder veya otuz gün içinde cevap vermezse süre kaldığı yerden yeniden işlemeye başlar. Başvuru yapılmadan önce geçmiş olan günler hesaba katılmaya devam eder. Dava süresinin önemli bir bölümü geçirilmişken yapılan başvuru, cevap sonrasında tam bir yeni dava süresi sağlamaz.

    Bu yol, idarenin kendi işlemini değiştirme ihtimali bulunan veya yeni bilgi ve belgelerin idari aşamada değerlendirilmesinin anlam taşıdığı uyuşmazlıklarda sonuç doğurur. Buna karşılık idarenin tutumunun kesinleştiği veya özel mevzuatın farklı ve zorunlu bir başvuru usulü kurduğu durumlarda genel başvuru mekanizmasının etkisi aynı değildir.

Dava sırasında

  • İdarenin verdiği bir karar yatırımımızı veya hakkımızı doğrudan etkiliyor; bu işlemin uygulanmasını dava sonuçlanmadan durdurabilir miyiz?

    İptal davasının açılması, dava konusu idari işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmamaktadır. Bunun için yürütmenin durdurulması ayrıca talep edilmeli ve mahkemece ayrıca karara bağlanmalıdır. Mahkeme ancak işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi hâlinde yürütmeyi durdurabilir; kararın bu iki şartın neden oluştuğunu gösterecek şekilde gerekçeli olması gerekir.

    Yürütmenin durdurulması talebinin reddine karşı, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. Yürütmenin durdurulması kararı kural olarak teminat karşılığında verilir; mahkeme durumun gereklerine göre teminat aramayabilir.

    Yatırımcı açısından fark dava sonunda ortaya çıkmaz. İzin, ruhsat veya başka bir işlem uygulanmaya devam ederken yatırım geri dönülmesi güç bir aşamaya ulaşabilir; dava daha sonra kazanılsa bile arada gerçekleşen inşaat, tahsilat, faaliyet kaybı veya başka fiilî sonuçların tamamı kendiliğinden eski hâline dönmez.

  • Projemize verilen izne karşı üçüncü kişiler dava açtı; davaya katılabilir miyiz ve sürece nasıl etki edebiliriz?

    Bir yatırımcıya verilen izin, ruhsat veya karar üçüncü kişiler tarafından dava edildiğinde davanın asıl davalısı işlemi tesis eden idaredir. Yatırımcı doğrudan davalı hâline gelmez; ancak karar kendi hukuki durumunu ve projesini etkileyeceği için davalı idare yanında fer'î müdahil olarak davaya katılabilir.

    Müdahale talebi kabul edilirse yatırımcı davayı bulunduğu aşamadan itibaren takip edebilir; davalı idarenin yararına olan savunmaları, teknik belgeleri ve delilleri sunabilir. Buna karşılık müdahil davanın bağımsız tarafı değildir; davanın konusunu değiştiremez, davalı idarenin iradesine aykırı biçimde davayı yönetemez ve hüküm asıl taraflar hakkında kurulur.

    Yatırımcı açısından ilk kritik aşama çoğu zaman nihai iptal kararı değil, yürütmenin durdurulması talebidir; izne dayanan inşaat veya işletme faaliyeti dava sonuçlanmadan bu kararla durabilir. Uyuşmazlık teknik bir konuya dayanıyorsa bilirkişi incelemesi de davanın yönünü belirleyen aşamalardan biri hâline gelmektedir.

  • Mahkeme idarenin kararını denetlerken tam olarak neye bakar; bizim yerimize daha doğru bir karar verebilir mi?

    İdari yargı, idarenin yerine geçerek bu yatırım için başka bir kararın daha doğru olacağı yönünde hüküm kuramaz. Mahkemenin denetlediği şey idarenin tercihi değil, yaptığı tercihin hukuka uygun olup olmadığıdır; yerindelik denetimi bu nedenle yasaktır.

    Bu denetimde işlemi doğru makamın yapıp yapmadığı, kanunun aradığı usulün izlenip izlenmediği, kararın dayandığı maddi olayların gerçekten mevcut olup olmadığı, ortaya çıkan hukuki sonucun mevzuata uygunluğu ve yetkinin kamu yararı dışında başka bir amaçla kullanılıp kullanılmadığı incelenir. Bunlar idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarının somut uyuşmazlıktaki karşılığıdır.

    İdarenin takdir yetkisi bulunması da işlemi yargı denetiminin dışına çıkarmaz. Mahkeme takdirin yerine kendi tercihini koyamaz; fakat takdirin sınırları içinde kalınıp kalınmadığını, dayandığı teknik ve maddi verilerin doğru olup olmadığını denetleyebilir. Teknik meselelerde bilirkişi incelemesi bu nedenle devreye girmekte, ancak bilirkişi de idarenin veya mahkemenin yerine geçerek hukuki karar verememektedir.

  • Davada alınan bilirkişi raporu aleyhimize çıktı; rapora itiraz edebilir miyiz ve mahkeme bu raporla bağlı mıdır?

    Bilirkişi raporu hüküm değildir ve mahkemeyi bağlamaz. Hâkim raporu dosyadaki diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Raporun tebliğinden itibaren iki hafta içinde eksikliklerin tamamlanması, belirsizliklerin açıklanması veya yeni bilirkişi atanması istenebilmektedir. Teknik çalışmanın bu sürede hazırlanmasının çok zor olduğu hâllerde, yine ilk süre içinde başvurulmak kaydıyla bir defaya mahsus iki haftaya kadar ek süre verilebilir.

    Etkili bir itiraz yalnız rapor sonucuna katılmamakla kurulmaz. Bilirkişinin yanlış veriyi esas alması, dosyadaki bir belgeyi incelememesi, ölçüm veya hesap yönteminin hatalı olması ya da sonucun varsayıma dayanması gibi somut noktalar gösterilmelidir.

    Eksiklik veya belirsizlik giderilebilecek nitelikteyse mahkeme aynı bilirkişiden ek rapor alabilir; mevcut yöntemin veya incelemenin güvenilirliği esaslı biçimde tartışılıyorsa yeni bir bilirkişi ya da heyet görevlendirebilir. Teknik yatırım davalarında rapor hukuken bağlayıcı olmamasına rağmen, mahkemenin teknik olguyu nasıl değerlendireceği bakımından dosyanın yönünü fiilen belirleyen belgelerden biri hâline gelmektedir.

Karardan sonra

  • Mahkeme idari işlemi iptal etti ama idare kararı uygulamıyor; bundan sonra ne olur?

    İptal kararı, hukuka aykırı işlemin doğurduğu sonuçların ortadan kaldırılmasını gerektirir ve kural olarak geçmişe etkili sonuç doğurur. İdare mahkeme kararının gereğine göre gecikmeksizin işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorundadır; bu süre kararın idareye tebliğinden itibaren hiçbir şekilde otuz günü geçemez.

    Kararın süresinde uygulanmaması yeni bir hukuka aykırılık doğurmaktadır. Bu nedenle ortaya çıkan maddi veya manevi zarar için idare aleyhine tazminat davası açılabilir. Tazminat davası doğrudan kararı uygulamayan kamu görevlisine karşı değil, idareye karşı açılır; ancak görevlinin kusuru ortadan kalkmaz ve idarenin sorumlu görevliye rücu etmesi ile disiplin yolları ayrıca gündeme gelir.

    İdare bazen iptal kararından sonra yeni bir işlem tesis ederek şeklen kararı uygulamış görünmekte, fakat iptal edilen işlemin hukuka aykırılığını gidermeden aynı sonucu yeniden üretmektedir. Yeni işlem ayrı bir idari işlem olarak yargı denetimine açıktır; mahkeme kararının gereğinin gerçekten yerine getirilip getirilmediği de bu denetimin parçasıdır.

  • İdarenin işlemi yüzünden zarara uğradık; yalnız işlemin iptalini mi isteyebiliriz, zararımızın ödenmesini de talep edebilir miyiz?

    İptal davası ile tam yargı davası aynı sonucu istememektedir. İptal davası hukuka aykırı idari işlemi hukuk düzeninden kaldırır; tam yargı davası ise işlem veya eylem nedeniyle doğan zararın giderilmesini amaçlar. İkisi birlikte açılabileceği gibi önce iptal davası, ardından tam yargı davası da açılabilir. İptal davasından sonra zarar ayrıca istenecekse, kararın veya kanun yolu sonunda verilen kararın tebliğinden itibaren altmış günlük dava süresi içinde tam yargı davası açılır.

    İdarenin sorumluluğu yalnız kusurlu davranışa dayanmaz. Kamu hizmetinin kötü, geç veya hiç işlememesi hizmet kusuru doğurur; bazı durumlarda idarenin hukuka uygun faaliyeti nedeniyle ortaya çıkan olağan dışı zararlar da kusursuz sorumluluk esasları içinde karşılanmaktadır.

    Yatırım uyuşmazlıklarında güçlük çoğu zaman işlemin hukuka aykırılığından sonra başlar. Yatırım maliyeti veya başka bir zarar talep ediliyorsa zararın gerçekten doğduğunun, miktarının ve idari işlem veya eylemle arasındaki nedensellik bağının ayrıca ortaya konulması gerekir.

Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir olaya ilişkin hukuki görüş değildir. Son güncelleme: Eylül 2026.

İlgili Yayınlar
İletişim